22 Mayıs 2011 Pazar

AŞK - Elif Şafak

“Aşk'ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde...” diye başlar ve biter Elif Şafak'ın AŞK'ı.



Romanın özgün dili İngilizce. Yiğit Us tarafından çevrilmiş Türkçe'ye. (Elif Şafak'la birlikte)
Orjinal adı “The Forty Rules of Love: A Novel Of Rumi” yani “Aşkın 40 Kuralı: Bir Rumi Romanı”.

Aşkın 40 kuralının anlatıldığı bu kitap, 5 bölümden oluşmakta:
Bölüm Bir: TOPRAK
Hayattaki derin, sakin, katı şeyler
Bölüm İki:SU
Hayattaki akışkan, kaygan ve değişken şeyler
Bölüm Üç:RÜZGAR
Hayattaki terk, göç ve devr eden şeyler
Bölüm Dört:ATEŞ
Hayattaki yakan, yıkan, yok eden şeyler
Bölüm Beş: BOŞLUK
Hayatta varlıklarıyla değil yokluklarıyla bizi etkileyen şeyler


Aşk her haliyle anlatılır bu beş bölümde.
2000li yıllarda Boston'da yaşanan bir aşk hikayesi ile 1200 lü yıllarda Konya'da yaşanan bir aşk hikayesi arasında gidip gelir okuyucu. Tabii bu iki aşkın boyutu birbirinden oldukça farklıdır: birisi dünyevi aşk, diğeri ilahi aşktır.
İlahi aşkı, Mevlana ve onu aydınlatan 'güneşi', biricik dostu, vazgeçilmezi Şems'in dostluğuyla bizlere anlatmayı tercih eder Şafak.

Aşk romanı ile birlikte ilk kez Elif Şafak'a ait bir kitap okumuş oldum. Sanırım hata ettim, daha iyi bir başlangıç yapabilirdim. Bu kadar basit bir dil, bu kadar edebiyattan uzak bir eser beklemiyordum kendisinden. Daha yaratıcı, okuyucu zorlayan, düşündüren, cümleleri daha iyi anlamak için tekrar tekrar okutturacak bir metin bekliyordum. Neden böyle bir beklenti içerisinde olduğuma dair pek bi' fikrim yok ama hayal kırıklığına uğradım. Belki “Türk edebiyat tarihinin en kısa sürede en çok satan kitabı” olduğu için, belki de kitapları 30dan fazla dile çevrilen bir yazar olduğu için beklentim fazlaydı. Kimbilir...

'Okunmayacak kadar kötü' yada 'zaman kaybı' olarak nitelendirilecek seviyede değil belki ama 'satılsın' kaygısıyla yazılmış ucuz bir roman olarak görüyorum ben Aşk'ı. Umarım diğer kitaplarını okuduğumda da aynı hayal kırıklığını yaşamam.

"Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. 'Aman sakın kendini' diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği : 'Bırak kendini, ko gitsin!'
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!"

Son olarak, bu kadar eleştiriden sonra
Elif Şafak'ın çok beğendiğim TED konuşmasını dinlemek için buyrunuz:

Hiç yorum yok: